algı


Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü
Nesnel dünyaya ilişkin duyusal uyarıların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci; idrakidrak. Algılamaalgılama deneyimi, uyarımuyarım ile sürecin ortak ürünüdür. Algılamaalgılama sürecinin özelliklerini ışık, sesSes gibi değişik uyaranlar ile bu uyaranların oluşturduğu deneyimler ortaya çıkarıyor. Algılamanın bilimselbilimsel temellerinin belirlenmesialgılamanın bilimselbilimsel temellerinin belirlenmesi için, örneğin ışık gibi bir fiziksel enerjienerji ile bu uyarımı algılayan organizma arasındaki etkileşimetkileşim sürecinin araştırılması gerekiyor. Öğrenmeöğrenme, algılamayla gerçekleşiyor. Duyumduyum ve algıalgı, temelde iki ayrı kavramdır. Duyumlar, duyuduyu organları aracılığı ile edinilen yalın deneyimler; algılar ise bu yalın öğelerden, çağrışımçağrışım yoluyla oluşturulan karmaşık yapılardır. Algıalgı, duyumların tersine, öğrenmenin etkisine açıktır. Geçici duyarlıkduyarlık değişiklikleri ve yorgunluk olmadığı sürece, belli bir uyarımuyarım, her yinelenişinde aynı duyumlara yol açıyor. Algılar ise, aradaki sürede öğrenilenlere bağlı olarak bir durumdan öbürüne değişiyor. Kimi psikologlar, algıları dış nedenlere bağlı olarak tanımlıyorlar. Duyumları ise daha öznelÖznel, kişisel ve içsel deneyimler olarak nitelendiriyorlar. Duyumduyum, duyuduyu organlarının hemen yakınında olup biten sinirSinir sistemi olayıdır. Algıalgı ise, sinirSinir sisteminin daha üst bölümlerinde, beyinbeyin düzeyinde gerçekleşiyor. Algının zamanzaman içindeki gelişimi ölçülebiliyor ve bu yolla, algının zamanla değişebildiği ya da birden çok algının oluşabildiği görülüyor. Algıladığımız (farkına vardığımız) dünya, gördüğümüz, işittiğimiz, tattığımız, kokladığımız ve dokunduğumuz dünyadır. İnsanın algısal dünyasında en çok görsel algılar yer kaplıyor. Bununla birlikte derinliğin, uzaklığın ve yönün algılanmasında işitsel ipuçlarından da yararlanılıyor. Körlerin algıları, bu ipuçlarına dayanıyor. Öte yandan, geçmiş yaşantıların, geleceğe ilişkin istekistek ve planların, olayların birbiriyle bağlantıları, zamanı saat ve takvimden farklı algılamamıza nedenneden olabiliyor. Algılar, duyusal uyarımuyarım anında kendiliğinden ve tümüyle oluşmuş biçimde ortaya çıkmıyor; zamanzaman içinde gelişerek örgütlü bir yapıya dönüşüyor. Bebekler üzerinde yapılan deneyler, görsel deneyimin algıalgı örüntülerini oluşturmak için değil, sürdürmek için gerekli olduğunu; örüntü ve derinlik algısının ise doğuşta var olduğunu gösteriyor. Yine araştırmalardan, algıları oluşturan yapısal öğelerin bulunduğu anlaşılıyor. Gestalt kuramcıları, algıalgı örgütlenmesini, öğrenilen ilişkilerin sonucu olarak görmüyorlardı. Yalın duyumların, örgütlenmiş algılar oluşturduğunu kabul etmekle birlikte, algının, deneyimin temeli olduğunu; insan deneyiminin, öğelerin bir araya gelmesinden çok, örgütlenmiş bütünlerden (gestalt’tan) oluştuğunu öne sürüyorlardı. “Zihinzihin, küçük boşlukları dolduruyor. Böylece görüntü, kendisini oluşturan öğelere egemenegemen oluyor ve bu öğelerde bulunmayan birtakım özellikleri yükleniyor. Kişi, tek tek noktaları değil, noktalardan olaşan çizgiyi algılıyor. Bütün, kendini oluşturan parçaların toplamından ötede bir şey olarak beliriyor.” diyorlardı. Algılanan örüntünün iyi olmasını yalınlık, dengelilikdengelilik, düzgünlük, bakışım, süreklilikSüreklilik ve birlik gibi niteliklerin belirlediği ileri sürülmüşse de bu, kesinlik kazanmamıştır. Aynı amaçla bütünlemebütünleme ilkesi de işliyor. Örneğin, kesik çizgilerle oluşturulmuş dairesel bir şekil, eksiksiz ya da kapalı bir çember olarak algılanıyor. SüreklilikSüreklilik ilkesi gereği, kesik, düzensiz, geçişsiz çizgilerden çok, yumuşak ve sürekliliği olan çizgiler algılanıyor. Bütünlenme ve süreklilikSüreklilik, karmaşık bir uyaranın doğuracağı algıları belirliyor. Gestalt kuramına göre, bir biçimin arka planı da algıalgı üzerinde önemli bir etkenetken görevi yapıyor. Buna en yalın örnek, aydınlık-karanlık karşıtlığıdır. Uyaranın parlak görünmesi, çevresindeki uyarıma da bağlıdır. Gri kare, açık fon üzerinde daha siyah görünüyor. Algının en çarpıcı bir başka özelliği de sürekli değişmesine karşın, nesnelerin değişmez görünme eğilimidir. Uzaklaşan bir adamın ağtabakadaki görüntüsü boyut olarak küçülse de algıalgı deneyimi olan bir kişi, bu adamın boyutlarını değişmez olarak algılıyor. Algısal işleyiş, yine de kültüre, bireye, aynı bireyin değişik özelliklerine göre farklılık gösteriyor. İnsanların yaşadıkları algıalgı deneyimlerine bir düzendüzen ve anlamanlam yükleme eğilimlerinde kültürKültür, beklentiler, gereksinimler, bilinçdışıbilinçdışı eğilimler, değerdeğer yargıları ve çatışmalar belirleyici oluyor. Bkz. algı alanı; algı bozukluğu; algı dönüşümü; algı imgesi; algılama; algı psikolojisi; algısal belirginlik; algısal bütünlük; algısal değişmezlik; algısal kusurlar; algısal öğrenmeöğrenme; algısal örüntü; algısal savunmasavunma; algısal seçicilik; algısal setset; algısal şemaşema; algısal ve bilişsel süreçlerbilişsel süreçler; algısal yapıyapı; algı süresi; algı yanılması; hareket algısı; işlevselcilik; süzgeç kuramı; süzgeç paradoksu; varsanı; yanılsama, yer algısıyer algısı; zaman algısı.

Yorumlar


Henüz yorum yapılmadı. İlk sen ol