aşk


Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü
Kimi kez sevgiyle yakın anlamlarda kullanılsa da sevginin daha ötesinde, ondan daha yoğun ve hastalıklı bir duyguyu anlatmak için kullanılan bir kavramKavram. Yoğun bir biçimde sevdiği kişiyi insanın özellikle başlangıçta kendisi gibi algılaması, çoğu kez nedenini bilmeden, onunla ortaklık kurmakurma isteği duymasına yol açıyor. Bu yoğun, sıra dışı sevginin başladığı ve sürdüğü dönemde kişi, sevdiğini varlığına katmayı, kendisini de tümüyle sevgilisine vermeyi ve iki varlığın bir bütün olmasını istiyor. Görüldüğü gibi, bu anlamdaki aşkaşk, gerçekleşmesi olanaksız bir özlemdir. Aşkı aşırıaşırı yoğun bir duyguduygu biçiminde yaşayan kişi, âşık olduğu kişiyi ayrıntılı olarak tanımayı bekleyemiyor; böyle bir gereksinimi duymuyor. Ancak, birbirine âşık olanlar, eğer zamanla birbirini yakından ve ayrıntılı olarak tanıyıp birbirinin özelözel gerçekleriyle yüzleştikten sonra da aralarındaki güçlü sevgisevgi ve bağlılığın varlığını koruduğunu görürlerse bu birliktelik ömürlü oluyor. Zamanın bitirdiği, gerçekgerçek aşkaşk değil, var olduğu sanılan aşktır. Gerçekgerçek aşkaşk, bir iki şey dışında, kendisi için her şeyden vaz geçilebilen bir duygudur. Aşkaşk denen tutkuyu yaşayan kişi, tutkun olduğu kişiye kavuşsa bile, zamanzaman içinde bu tutku değişikliğe uğruyor. Çünkü bu yoğun duyguduygu, insanı çok yüksek devirli bir yaşamın içine sokuyor. Oysa insan bedeni, uzun süre yüksek devirde yaşayamıyor; bir süre sonra bu devir düşüyor. Kişi, bir süre sonra kendine dönme isteği duyuyor ve eşine, o ilk duygularla bağlılıktan kurtulmanın yollarını arıyor. Onda eksikler, kusurlar görmeye; onu kendisinden soğutacak durumlar yaratmaya başlıyor. Eşinin varlığı, duyguduygu ve düşünceleri, eski değerdeğer ve önemini yitiriyor. İşte bu noktada ya ortak değerler oranında bir anlaşmaanlaşma gerçekleştirilerek birliktelik sürdürülüyor ya da ilişki bitiyor. Öyleyse hastalıklı âşığın, eşini artık eskisi gibi sevmediği biçimindeki yorumda gerçeklikgerçeklik payı vardır. Çünkü onun başlangıçta tutkuyla bağlandığı kişi, gerçekte bu kişi değildi. O, düşsel katkıları da barındıran bir sevgiliydi. Kişi, tutkuyla bağlanmabağlanma aşamasında onun, tam düşlediği sevgili olduğunu sanmıştı. Birlikte yaşadıkça onu iyikötü, güzel-çirkin, güçlü-zayıf, hoş ve hoş olmayan yanlarıyla; yani, gerçekliği ile tanıyınca büyübüyü bozuldu ve tutkulu aşkın yerini, biraz da düşdüş kırıklıkları almaya başladı. Gerçekgerçek bir aşkla birbirine bağlanan sevgililerin de birbirini her zamanzaman aynı yoğunlukta sevmeleri sözsöz konusu olamazdı. İnsan, çok sevdiği kişiyi bile, zamanzaman zamanzaman kendi varlığından kendini az ya da çok uzaklaştıran birisi gibi görebiliyor. Onun için, eşler, Horney’ın belirttiklerini anımsayarak sağlıklı bir kişinin de zamanzaman zamanzaman herkesten çok kendini arayabileceğini akıllarından çıkarmamalı ve bu insan gerçeğini saygıyla karşılamalıdırlar. Bkz. aşk çılgınlığı; bütüncü kuramKuram; sevgi.

Yorumlar


Henüz yorum yapılmadı. İlk sen ol