başkalarıyla birlikte olma isteği


Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü
İnsanın kendi türüyle toplu halde yaşamasının temel sayıtlısı; güdüsel-evrimsel yaklaşımyaklaşım. İnsanların niçin birlikte olmayı istediklerini açıklayan çeşitli kuramsal yaklaşımlar vardır. Bunlardan biri olan güdüsel-evrimsel yaklaşıma göre insan, topluluk halinde yaşamını sürdürme olanağını, doğaldoğal ayıklanma sürecinde ortama uymayı kolaylaştıran seçkisiz çiftleşme ve yapı değişimiyapı değişimi (mutasyonmutasyon) sonucu kazanmıştır. Evrimevrim sürecinde, birlikte yaşama eğilimine sahip olan insanlar ayakta kalmış ve bir arada yaşama, böylece insan türünün özelliği olmuştur. Doğaldoğal zorunluluklara dayanan biyolojikbiyolojik yaklaşıma göre, yeryüzünde doğumdoğum sonrasında anne babasına en uzun süre bağlanan; canlılığını sürdürebilmek için anne babasına gereksinimgereksinim duyan canlı, insandır. İkincil gereksinimlere dayanan yaklaşıma göre, sevilme, saygısaygı görmeGörme ve onaylanma gibi ikincilikincil gereksinimlerin karşılanması, başka insanların varlığını gerektiriyor. Bu da insanlarla bir arada yaşama isteğinin ortaya çıkmasına nedenneden oluyor. Özellikle ilk yaşlarda beslenme, barınma gibi birincil gereksinimlerbirincil gereksinimler de bireybirey için başkalarıyla birlikte yaşamayı zorunlu duruma getiriyor. Daha sonraki yaşlarda ise toplumsal-kültürel bir varlık olan insan için başkalarıyla birlikte yaşamak, vazgeçilmez oluyor. Öğrenmeye dayanan yaklaşıma göre ise insanlar, başka insanlarla bir arada olmaktan dolayı ödüllendiriliyorlar. Buna bağlı olarak insan, yaşamının daha ilk yıllarında iken, diğer insanlarla bir arada bulunmakla ödül arasında bir bağ kurmayı öğreniyor. Bir arada olmayı artıran ya da azaltan görgül araştırmaaraştırmagörgül araştırmaaraştırma verileri olarak da şu özellikler ortaya çıkıyor: Korkukorku, bir aradalığı artırırken kaygıkaygı, azaltıyor ve kişiyi tek başına kalmaya itiyor. Bunun nedeni, korkuya kaynaklık eden nesnenin belli olması, gözlemlenebilmesi; kaygıya kaynak oluşturan nesnenin ise belli olmaması, gözlemlenememesidir. Korkukorku herkesçe anlaşılıyor ve korkuya hemen hemen aynı tepkitepki veriliyor; buna bağlı olarak, kişi kendisini başkalarıyla karşılaştırabiliyor. Kaygıkaygı ise özneldir. Kaygının nesnel bir ölçütü olmadığından kişi, başkalarının kendini anlamayacağını düşünerek, bir arada olmayı, kaygısını başkalarıyla paylaşmayı istemiyor. Açlıkaçlık da bir arada olma isteğini artıran bir etkendir. Çocuklukta kendini güvenli, rahat duyumsamaduyumsama ve çevreyle ilgili bilgibilgi sağlama gereksinimi de bir arada olma isteğini ortaya çıkarıyor. Yetişkinlikte ise eğlenme, yardımlaşma, toplumsal onay alma, cinselcinsel doyumdoyum sağlama ve kendini değerli, güçlü kılma isteği, insanı bir arada olmaya yöneltiyor. Kimileri de bir aradalığın kişiye sevgisevgi, statü, bilgibilgi, para ve hizmet sağladığını öne sürüyorlar. İlişki içindeki her bireybirey, o ilişkiden, bir ya da birkaç çıkar sağlayabiliyor. Ancak, bu ilişkilerin, aynı boyutta ya da ölçüde de olsa, ödül sağlamış olması önkoşuldur. İlişkiler, bireylere çok çeşitli ve farklı boyutlarda ölçütler sağlıyor. Bu nedenle hangi tür ve biçimde olursa olsun, tek ilişki, bireyin tüm toplumsal gereksinimlerini karşılayamıyor. Adler’e göre ise insan toplumsal bir varlıktır. O nedenle kendinden çok topluma yönelik bir yaşamyaşam biçimi geliştiriyor. Bu özelliğinin gereği olarak öbür insanlarla ilişki kurmak, bireybirey için bir gereksinimdir. Bkz. bireysel psikolojipsikoloji; kendini gerçekleştirme kuramı.

Yorumlar


Henüz yorum yapılmadı. İlk sen ol