korku


Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü
Görünen ya da görünmeyen bir tehlike, tehdit anında duyumsanan ve hoş olmayan bir gerilimGerilim, güçlü bir kaçmaKaçma ya da kavga etmekavga etme dürtüsü; hızlı kalp atışları, kas gerginliğikas gerginliği ve benzeri belirtilerle yaşanan duygusalduygusal uyarılmauyarılma (heyecanheyecan). Korkukorku, doğaldoğal ve gerekli bir duyguduygu olarak ortaya çıkıyor. Tehlikeye karşı uyarıcıuyarıcı bir işlevi vardır; kişiyi kaçarak, saklanarak, olmazsa savaşarak savunmaya zorluyor. Çocuklarda görülen korkuların, yaşa göre de değişen birçok kaynağı vardır. Korkukorku, ilk yaşlarda daha çok görülüyor. Öğrendikleri çoğaldıkça, bilmediklerini bilir duruma geldikçe çocuğun korkuları azalıyor. Aynı kural, yetişkinyetişkin için de geçerlidir. 2-3 yaşındaki çocuklar, gök gürültüsü, elektrik süpürgesinin sesi gibi yüksek seslerden korkuyorlar. 3-4 yaşında bunlara karanlıktan, dilenciden, hırsızdan, polisten, öcüden korkma ekleniyor. 4 yaşındaki çocuklar köpekten, düşüp yaralanmaktan, çizilen bir yerinin kanadığını gördüklerinde korkuyorlar. 6 yaşında ise hayalet, cadı, hortlak, yangın, hırsız, çocukçocuk için korkukorku nedeni oluyor. Bu yaştaki çocuklar, olayolay ve olguları abartarak, çarpıtarak, başka şeylere benzeterek, onlardan korkulu sonuçlar çıkarıyorlar. Korkuyu susturma, sindirme, alıkoyma, gözdağı verme aracı olarak kullanan anne babaların çocukları, daha korkak oluyorlar. “Susmazsan, seni hav hava veririm.” “Akşam, baban eve gelince görürsün gününü!” “Uslu durmazsan, Anıl’ın annesi olurum.” “Sesini kesmezsen, öcüyü çağırırım, alır gider seni, haberin olsun.” ”Yaramazlık edersen, hastalanır, ölürüm.” “Beni seviyorsan yaramazlık yapmazsın.” “Öyle yaparsan, Allah baba görür ve seni cezalandırır.” “Susmazsan, Ay Dede seni göğe çeker.” “Ağlamayı sürdürürsen, polis amcayı çağırırım, seni alır götürür!” gibi uyarı ve gözdağı, çocuğun içine anlaşılmaz, karmakarışık korkular salıyor ve ruhruh dünyasını altüst ediyor. Ürkek, korkak anne babalar, çocuklarını korkutmasalar bile bu korkaklık ve ürkekliklerini çocuklarına bulaştırıyorlar. Aşırıaşırı koruyan, kollayan anne babalar çocuklarında korkuyu çoğaltıyorlar. Aşırıaşırı korumak, çocukları girişkenlikten, deneyimdeneyim kazanmaktan, öğrenmekten ve dayanıklı olmaktan alıkoyuyor. Çocukçocuk, içine düşürüldüğü bu güçsüzlükgüçsüzlük, becerisizlik ve özgüvensizliközgüvensizlik yüzünden, korkağın biri olup çıkıyor. Çocuğun hemen her girişimini ve her isteğini “Yapamazsın, beceremezsin.”, “Terlersin, üşürsün.” deyip engellemek, onu kapıdan dışarı çıkarmamak, oyundan ve arkadaşlarından uzak tutmak, ona iyilik değil; tersine, en büyük kötülüktür. Oysa 5 yaşındaki çocuğa, zamanzaman zamanzaman izlemek koşuluyla, tek başına bahçeye çıkma özgürlüğü, arkadaşlarıyla oyunoyun oynama hakkı tanımak, onun temel gereksinimlerinden birini gidermesine izin vermektir. Anne baba dışında korkukorku yaratan etkenler de vardır. Geçirilen kazalar, evin soyulması, yangın, deprem, su baskını, yıldırım, ölümlü kavgalar, karanlık bodruma atılmak, zorla denize sokulmak, şiddetşiddet içeren filmleri izlemek de çocukta aşırıaşırı korkulara kaynaklık ediyor. Çocuğu olağan dışı korkulardan uzak tutmanın en iyi çaresi, onun oyunoyun oynama, arkadaşlarıyla birlikte olma özgürlüğünü kısıtlamamaktır. Anne baba, davranışlarını gözden geçirerek, çocuklarına karşı aşırıaşırı koruyucu davranıp davranmadıklarını saptamalıdır. Eğer çocuklarını aşırıaşırı koruyorsa, ilk işleri, bu tutumlarını değiştirmek olmalıdır. Çocuklarının gereksiz korkuları yaşamamasını istiyorsa, bunu kesinlikle başarmalıdır. Kendi işlerini kendilerinin görmesi için, çocuklarına fırsat tanımalıdır. Aileaile ve okulokul, asla cezaya umutUmut bağlamamalıdır. Çocuğa yalnızca, yapmayı ihmal ettiği bir işi tamamlatma, verdiği zararı ödetme gibi ve işlemler cezaceza olarak uygulanabilir. Bunlar, onuronur kırıcı olmadıkları gibi, aynı zamanda sorumluluksorumluluk ve bilinç kazandıran yaptırımlardır. Çocuğu zorla denize sokmak, karanlık bodruma kapatmak, bir odaya kilitlemek, kapıya atmak, dövmek gibi akla mantığa ters düşen; onun aşırıaşırı ve tehlikeli korkular geliştirmesine yol açan eğilimlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Çocuğu gereksiz korkulardan kurtarmada ilk adım, korkunun nedenini bulmak; sonra da o nedenin ortadan kaldırılmasına çalışmaktır. Korkukorku Çeşitleri: Çocuklarda okul korkusuokul korkusu, gece korkuları, karabasanKarabasan gibi değişik korkular da görülebiliyor. (1) Okul Korkusuokul korkusu: Bu korkukorku, okula gitmek istememe ve bu isteksizliğini çeşitli bedenselBedensel, ruhsalruhsal tepkilerle ortaya koyma biçiminde ortaya çıkıyor. Okula başlamadan önce, çocuğa okulla, öğretmenle ilgili korkutucu olaylarkorkutucu olaylar anlatılmış ya da duyurulmuşsa, bu anlatım ve duyumlar, çocukta okula karşı bir korkukorku oluşturabiliyor. Okulda göz dağı ile, şiddetle karşılaşan ya da kendi dışındaki birine şiddetşiddet uygulandığına tanık olan, bu tür bir uygulamanın yapıldığını duyan çocukçocuk da okul korkusuokul korkusu geliştirebiliyor Ancak, okulokul korkularının çoğu, okuldan değil, evden kaynaklanıyor. Bu korkulardan birinin kaynağını çocuğun, annesine aşırıaşırı bağımlılığı oluşturuyor. Okulokul öncesinden başlayarak kendini yönetmeye, kendi sorunlarını kendi başına çözmeye alıştırılmayan çocukçocuk, okulokul çağı geldiğinde okula gitmek istemiyor. Böyle bir soruna yol açmış olan anne baba, olaya soğukkanlılıkla yaklaşarak; örneğin, çocuğu bir süre okula anne götürerek sorunsorun çözülebiliyor. Okul korkusuokul korkusu, kimi kez de anneyi ya da babayı yitirme korkusuna dayanıyor. Anne ya da babasının evden ayrılacağı, hastalanacağı, öleceği yönünde korkular geliştirmiş olan çocuklar da okula gitmek istemiyorlar. Çocukçocuk, anne babasının kavgaları sırasında babasının annesine vurduğuna, annesinin ağlayıp sızladığına tanık olmuş; ona babasının, “Çık git bu evden.” dediğini; annesinin de “Ölmedim ki kurtulayım senin elinden.” biçiminde konuştuğunu duymuş; ardından da annesi hastalanıp yatağa düşmüşse, çocukçocuk, “Annem ölecek.”korkusunu yaşayabiliyor. Anne babanın seviştiğini, cinselcinsel ilişkilerini gören ve bunu babasının annesine saldırısı olarak yorumlayan çocuklarda da anneyi yitirme korkusu gelişebiliyor. Gördüğü ya da duyduğu bu tür olayolay ve olguların etkisiyle çocukçocuk, annesinin evden ayrılacağı ya da öleceği; babasının, annesini öldüreceği; kendisinin annesiz kalacağı korkusuna kapılıyor. Bu görüp duyduklarından sonra bir de annesi hastalanmış ve hastaneye kaldırılmışsa, çocuğun korkusu büsbütün artıyor. Bu nedenle de çocukçocuk, annesinden ayrılıp okula gitmek istemiyor. Ayrıca, anne-çocukçocuk anlaşmazlıkları sırasında annenin sergilediği yanlış tutumlar da bu tür bir korkunun oluşmasına yol açabiliyor. Anne, çocuğuyla tartışırken, ona öfkeyle , “Ölsem de kurtulsam senden.” gibi sözler söylemişse bu sözler çocukta suçluluk duygususuçluluk duygusu ve korkukorku yaratıyor. Bunu izleyen zamanzaman içinde annesi, yatacak kadar hastalanmak bir yana, azıcık rahatsızlansa, çocukçocuk, annesinin öleceğini düşünüyor. Bu ölüme ise kendisinin yol açtığı biçiminde bir yorumyorum yapıyor. Bu tür korkukorku ve kaygıları da çocuğu, annesinden ayrılarak okula gitmekten alıkoyuyor. Bilinçdışıbilinçdışı bir duyguyla, onun yanında olunca, onu ölmekten koruyacağını düşünüyor. Bu durumda anne babaya düşen görev, konuyu öğretmene de anlatarak, çocuğu mutlaka okula göndermek ya da götürmektir. Bu çocuklara yapılacak en iyi yardım, onun sıkıntılarını anlayışla karşılamak ve anne baba olarak, öğretmenöğretmen olarak onu desteklemek, onun yanında olduklarını ona duyumsatmaktır. Bunun yanı sıra anne-baba, anne-çocukçocuk ve baba-çocukçocuk ilişkileri gözden geçirilip var olan aksaklıklar düzeltilmelidir. Bütün uğraşmalara karşın düzelme olmazsa, bir psikoloğa ya da çocukçocuk psikiyatristine başvurulmalıdır. (2) Gece Korkuları: çocukta gece yatağına gitmek istememe, annesiyle yatma isteğinde direnmedirenme, annesiyle babasının arasında yatmak isteme biçiminde ortaya çıkıyor. Bu korkuların çoğunu da anne baba kavgaları, bu kavgalar sırasında kullanılan “Çek git, defol git!”, “Seni mahvedeceğim, sürüm sürüm süründüreceğim.”, “Seni öldüreceğim.” ya da “Beni sen öldüreceksin.” biçimindeki sözler yaratıyor. Tanık olduğu anne baba sevişmelerini, annesine yapılan saldırısaldırı olarak algılayan ve babasının, annesini öldüreceğinden korkan çocukçocuk, bunu gece korkusugece korkusu olarak yansıttığı da oluyor.. O, kendi mantığınca, annesiyle babasının arasına yatma ya da annesini babasının yanından uzaklaştırıp kendi yanında yatırma yoluyla, anneyi babanın saldırısından korumaya çalışıyor. Çocuğun, anne babasıyla yattığında uyumaması, bu gizli amacı açığa vuruyor. Bu tür korkuları gidermenin yolu açıktır. Yukarıda belirtilen nedenleri ortadan kaldırmak; yani yukarıda belirtilen sözleri çocuğa duyurmamak, cinselcinsel ilişkileri çocuğun görmesini kesinlikle önlemek gerekiyor Çünkü bunlar, başka birçok ruhsalruhsal bunalımın da hazırlayıcısı oluyor. KarabasanKarabasan: “Kâbuskâbus” adıyla da anılan aşırıaşırı korkutucu rüyalar, çoğu kez gündüz yaşanan heyecanlı olayların etkisiyle ortaya çıkıyor. Hemen her çocukçocuk, karabasanKarabasan türünde korkulu ve sıkıntılı rüyalar görüyor. Karabasanları, annenin evden ayrılışı, çocuğun hastaneye yatışı, kazalar, yaşanan büyük korkular oluşturuyor. Bunlar, beklenen kötüKötü bir sonucun, önceden yaşandığı rüyalardır. KötüKötü sonucun önceden yaşandığı bu korkulu rüyalar, başarısız rüyalarbaşarısız rüyalar diye adlandırılıyor. Bir de başarılı rüyalarbaşarılı rüyalar vardır. Bu rüyalarda da istekistek ve özlemler gerçekleştiriliyor. Örneğin, gireceği sınavı heyecanla bekleyen çocukçocuk, bir gün önce rüyasında, sınava girdiğini ve yüksek bir puanPuan aldığını görüyor. Yetişkinyetişkin korkuları, genelde daha doğaldoğal korkulardır. Ancak, kimi yetişkinyetişkin, kimi çocuklukçocukluk korkularını bilinçdışıbilinçdışı olarak yetişkinyetişkin yaşlarına taşıyor ve bunların ciddi rahatsızlığını yaşıyor. Bkz. çocuk ve ergende görülen uyumsuzluklar; içgüdü kuramı (Engellenmeengellenme, Çatışmaçatışma, Kaygıkaygı)).

Yorumlar


Henüz yorum yapılmadı. İlk sen ol