Martin Heidegger


Biyografi
1889 ile 1976 yillari arasinda yasayan ve yeni bir varolusçulukVarolusçuluk anlayisi gelistirip insan varliginin özünde kayginin bulundugu görüsünü savunmus olan Alman düsünür. Messkirch’da, Baden’de dogdu; Freiburg’da öldü. Freiburg Üniversitesi’nde E. Husserl’in ögrencisi oldu. FelsefeFelsefe, psikolojipsikoloji ve tanribilim okudu. 1913’te düsünür H. Rickert’in yaninda yaptigi çalismasiyla doktora derecesini aldi. 1916’da ayni üniversitede doçent; 1923’te de Marburg Üniversitesi’nde profesör; sonra da ordinaryüs profesör oldu. Nazilere yakinlik duydugu gerekçesiyle 1945’te görevine son verildi; 1952’de yeniden görevine döndü ve 1959’da emekli oldu. Onun felsefesi, var olan; ancak “burada” olan (dasein) kavramina dayaniyor. Temel varlik, “burada olan”dir. Varlikbilimin ana konusu budur. O, özü, içerigi ortaya konarak tanimlanamaz; onun özü varolusundadir. Heidegger, Olus ve Zamanzaman adli yapitinda varolusçulukla ilgili görüslerini açiklamis ve görüngübilimde (fonomenolojide) benimsenen çözümlemeçözümleme yönteminin bu alanda da uygulanmasi gerektigini savunmustur. “Varlik nedir?” sorusundan yola çikan bu ögretide önem tasiyan, varolusun yorumunun temel çizgileriyle ortaya konmasidir. VarolusçulukVarolusçuluk, varlikbilimVarlikbilim niteligindedir. Görüngübilimgörüngübilim ise varolusun betimleyici, sinirlandirici bir varlikbilimidir. Bütün bilimlerin temelini, bu bilimin benimsedigi çözümlemeçözümleme olusturuyor. Varolus, kendi niteliklerinin olusturdugu bütünlük içinde vardir. Onu kavramak için önce insani anlamaya çalismak gerekiyor. Insanligi kendi varliginda bütünüyle yansitan insanin özü, var olmaktir. Bu var olmayi ele alanalan felsefeFelsefe, insan varliginin yorumundan yola çikan, kendi ilgiilgi alanina giren odaklari bu varligin dogdugu ve sonunda dönecegi yerde bulan, görüngübilime dayanan bir varlikbilimdir. Varolusçulugun benimsedigi çözümlemeçözümleme, insan varligini kendi özelözel varolusuyla ve dogrudan aydinliga çikarmaya çalisiyor. Ayrica insan varolusunun görüngübilime dayali yorumlanisi da bir yöntemdir. Bu yöntemin amaci, varolusu, distan bir gözlemcigözlemci gibi bakmadan, kendi akisi içinde kavramaktir. Yasam, bu varolusun içkin sürecidir. Heidegger kuramina göre insan, en yüce görünüs asamalarinda bile sinirli, sonlu, asagi nitelikte bir varolustur. Çünkü insan varolusu, köklü bir kaygiKaygi içeriyor. Bu kaygiKaygi, insanin evrenevren içinde yitmisligin bilincine varisindan kaynaklaniyor. Evrende yitmisligin anlaminin kavranmasiyla sarsici bir durumdurum olan korkukorku ortaya çikiyor. Sikinti ise insan varliginin kendini birakmasi, kendinden çözülmesidir. Insani bu üç varlik kusatmistir. Ancak, kayginin temelini de varolusun varliginin anlamanlam ve temelini de zamanzaman olusturuyor. Zamanzaman, kendi gelisim evreleri olan geçmis, simdi ve gelecek içinde bir bütün olarak kavranabiliyor. Zamanlasma, bu üç boyutun birligi ile gerçeklesiyor. Zamanzaman, gerçekte kendi üzerine yigilarak uzayip giden bir akistir. O, yalniz gelecekte askin bir niteliknitelik kazaniyor. Ne varolus, zamanzaman içinde yerlesmistir ne de zamanzaman varolusun açik bir belirtisidir. Zamanzaman yoktur; o, boyuna kendi kendini zamanlastiriyor. Zamanliligin temelini gelisim olusturuyor. Zamanla varolus arasindaki baglantiBaglanti, insani kaygiKaygi ile karsilastiriyor. Insan, evreni tanimadan, kendini onun içinde buluyor. Gerektigi kadar bilinmeyen evrenevren, içinde yasayan insana kaygiKaygi konusu olarak görünüyor. Bu kaygiKaygi, insanin nesnel evrende duydugu derin bir ürküntüdür. Insanin evrenle ilgilenmesi, özgür istencinin degil; varliginin, içinde bulundugu dogasinin yapisindan ileri geliyor. Basta evrene duyulan ilgiilgi, sonra sirasiyla topluma, ulusa, uygarliga yöneliyor. Evrenin yarattigi kaygiKaygi, öte yandan insani soydaslariyla yüz yüze getiriyor, ona soydaslariyla ilgilenme geregini duyuruyor. Iki türlü kaygiKaygi vardir. Birincisi günlük yasamin içinde beliren ve belli bir bireyde odaklasan kaygiKaygi; ikincisi ise varolus karsisinda, evrene birakilmisligin insani saran uçurumun bilincine varmak tan dogan kaygidir. Birinci tür kaygida görüngübilimin incelemesi gereken, belli bir kisi degil; “herkes”tir. Bu, toplumdaki ortalamaOrtalama bir kisiyi (varligi) yansitiyor. Bu belirsiz özneözne, varligin daha önceden bilindigini ve herkesçe kavranabilecegini ortaya koymakla kendini ve baskalarini sorumlu olmaktan kurtariyor. Ne ki bu, evrenselevrensel bütünün kavranmasini engelliyor. Bundan baska bu belirsiz özneözne, bütün degerleri yadsiyor; onun istegi, varolusun olabilirligini dümdüz bir duruma getirmek, toplumda bir degerler asamasinin olusumunu önlemektir. Bu nedenle bu durumda insan, evrendeki gerçekgerçek yerini bulamiyor, evrene yabancilasiyor. Oysa “varolusun baslica niteligi, evrenevren içinde var olmaktir. Kayginin ikinci türünde ahlakahlak sorunlari, vicdanvicdan, ölümün görüntüleri ortaya çikiyor. Burada bireyi asan ve uyulmasi gereken kural, üzüntüyü sikintiya dönüstürüyor. O da yapisi geregi, yeni bir sorunsorun ortaya çikariyor. Öznesi belirsiz kisi, bu yeni sorunsorun karsisinda kendine özgü tutumunu takiniyor; herkesin ölecegini düsünerek avunmaya çalisiyor. Heidegger, ölüm sorununu kaygidan yola çikarak söyle açikliyor: Ölüm, varligin çok kisisel, çok asilmaz nitelikteki bir olanagidir. Ölüm, varolusun varligi olarak nitelenen kaygiKaygi üzerine kurulmustur. Bu nedenle ölüm için varlik, varolustan ayrilamayan bir ögedir. Insanlar, ölüm nedeniyle kendi kendilerine düsüyorlar. Ölüm, varolus açisindan, yine ölüm araciligi ile yorumlaniyor. Bu durumdurum, insani yüreklendiriyor ve insan, bilerek, isteyerek ölüme boyun egiyor. Heidegger’e göre bilgibilgi, insandan bagimsiz bir konu degildir; insanla ilgili çözümlemelere dayaniyor. Varliga iliskin bilgibilgi edinmeyi saglayan yöntemi, bu çözümlemeler ortaya koyuyor ve biçimlendiriyor. Insan, çevresinden soyutlanarak ele alininca onunla ilgili bilgileri edinme olanagi ortadan kalkiyor. Ancak, somutSomut varlik özelliklerinin çözümlenmesinde son amaçamaç, insanin bütün davranislarinda ortaya koydugu, “burada olan olandir”. Insani ve gerçegi kavramayi saglayacak bilginin kaynagi budur. Yasantilarin anlamini ve onun ardindan varligin gerçegini ortaya çikaran özelözel bir yöntemyöntem vardir. Bu yöntemyöntem, iç düsünmeye dayanan gerektirici bir görüngübilimgörüngübilim yöntemidir. Ancak, bu yöntemin çözümlemeye çalistigi phainomenon, alisilmis anlamindaki görünüs degildir; kendi kendinde görünen varlik demektir. Iste edinilecek bilgibilgi, bu tür varligin bilgisidir. Heidegger, bilgibilgi ve yöntemyöntem iliskisini sonunda insan-varolus-nesne-olayolay-yöntemyöntem baglantisina dönüstürüp bütünlestirmistir. Heidegger’in felsefesinde varolusla birlikte ele alinip incelenen temel sorunlardan biri de evrendir. Onun önde gelen özelligi, varolusu içermesidir. Çünkü dasein, evrende var olmaktir. Evrenevren nesnelerden olusmamistir; özü geregi, kendi kendisi için olan araçlardan kurulmustur. Bu araçlarin baslica özelligi, “her zamanzaman el altinda olma” niteligi tasimalaridir. Her araç, sürekli olarak baska bir araçla iliski içindedir ve araci kullananla da baglantilidir. Bütün araçlarin bir yeri vardir; bu yeri saglayan ise yakinlik kavramidir. “Burada-olan”, araçla yakinlik kurmakurma egilimindedir; bunu saglayan ise ilgidir. “Burada-olan”in evreni, bir birlikte olmadir. “Burada-olan”, kendi özü geregi, bir ortaklasa varliktir. Heidegger, felsefesinin odagini olusturan “dasein” kavramindan, dildil konusunda da yararlanmistir. Belli bir varlik ve varolus biçimini belirten bu kavramKavram, dilde “anlamaanlama, kavramaKavrama ya da tam algi niteligi ile açikliga kavusturma”dir. Ancak, açikliga kavusturma, bir anlatim demek degildir. Ondan sonra sözsöz gelir. Sözsöz, dilin temelidir. Insan, “konusan varlik”tir. Onda söz dinlemedinlemesöz dinlemedinleme, anlamaanlama gibi yetiler vardir. Bunlari, çevresini kusatan ve kendi benben’ine yabanci olan kisilerden kurtulmak için kullanabilir. Iste bu kurtulma, ayrilma eylemi, bir seçmedir. Seçme, kisinin kendini kavramasi, gerçekgerçek bir benben olabilmesi için giristigi eylemi gösterir. Bunu basarmak, kesin bir yargida bulunmaya, yapilacak olani belirlemeye baglidir. Bu benben olabilme amacindaki yargi, vicdani olusturan, onun varligina taniklik eden tek etkendir. Ancak, vicdanvicdan dirimsel bir olayolay degildir; suskunluk içinde bütünlesen bir iç daralmasi biçiminde kendini gösteren egilimdir. Heidegger, görüngübilimgörüngübilim-varlikbilimVarlikbilim yöntemini insanin evrenle, baska kisilerle, toplumla olan baglantilarini, inançinanç, sanatsanat, dildil sorunlarini açiklamada uygulayarak varolus kavramina yeni bir içerik kazandirmistir. Bununla sair, yazar, düsünür, bilgin, bilgebilge, ressam, yontucu, tiyatrocu, müzisyen gibi çok degisik ugrasi olan insanlari etkilemistir. Baslica yapitlari: Olus ve Zamanzaman; Metafizikmetafizik Nedir; Gerçekligin Özü Üstüne; Düsünme Nedir; FelsefeFelsefe Nedir; Temel ÖnermeÖnerme; Birakilmislik ve Dile Giden Yolda’dir.

Yorumlar


Henüz yorum yapılmadı. İlk sen ol