MENDEL, Johann Gregor


Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü
(1822-1884) Bitkiler üzerinde yaptığı incelemelerle kalıtımın temel yasalarını ortaya koyan ve kalıtımbilimin öncüsü olan Avusturyalı rahip; botanik ve kalıtımkalıtım bilgini. Mendel, Silezya’daki Heinzendorf’ta (Hyncice’de) doğdu; Moravya’daki Brünn’de (Brno’da) öldü. Üç çocuklu ailenin tek erkek çocuğudur. Babası çiftçi; annesi ise, eskiden beri bahçıvanlıkla uğraşan bir ailenin kızıdır. Mendel, çok küçük yaşlarında babasından, sonra bir öğretmeninden bitki yetiştirmenin bütün özelliklerini öğrendi. 1833’te Leipnik’teki; bir yıl sonra da troppau’daki bir liseye gönderildi. Burada üstün bir başarıbaşarı gösterdi. 1840’ta lise diplomasını aldı ve Olomouc Üniversitesi’nde felsefeFelsefe derslerini izlemeye başladı. Ailesinin ekonomik sıkıntısı nedeniyle 1843’te fizikFizik profesörünün önerisiyle Brünn’deki Augustinus tarikatının manastırına girdi ve Gregor adını aldı. Burada hem din eğitimidin eğitimi gördü hem de FelsefeFelsefe Enstitüsü’nde tarım ağırlıklı dersleri izledi. 1847’de rahip oldu. 1849’da bir okula yedek öğretmenöğretmen olarak atandı. Öğretmenliği sevdiğini anlayınca doğa bilimleridoğa bilimleri öğretmeni olmaya kararKarar verdi. Ancak, girdiği üniversiteÜniversite sınavında jeoloji ve zoolojide başarıbaşarı gösteremedi. O nedenle bu hakkını yitirdi. Manastır’ın da desteği ile gittiği Viyana Üniversitesi’nde doğa bilimleridoğa bilimleri ve botaniğin yanı sıra, sonraki araştırmalarında kendisine ilerde yararlı olacak istatistikistatistik yöntemleri de öğrendi. 1854’te Brünn Teknikteknik Okulu’nda fizikFizik ve doğadoğa tarihi dersleri için yedek öğretmenliköğretmenlik görevi aldı. Başladığı bitki malzeme çalışmalarını tamamladığı 1861 yılında başrahip oldu. Mendel, küçük yaşlarında babasından ve bir öğretmeninden öğrenmiş olduğu bitki yetiştirme, bitkilerde aşılama ve çaprazlama konularında, bilimselbilimsel araştırmaya değerdeğer veren Viyana Üniversitesi’nin kütüphanesinden ve bahçesinden çok yararlandı. Bitki fizyolojisi profesörü Franz Unger’in derslerini ilgiyle izledi. Başta bezelye olmak üzere, birçok bitkinin melezlemesini ayrıntılı olarak öğrendi. Mendel, manastıra dönerek, sonradanSonradan bilimbilim tarihinin en değerli deneysel çalışmaları arasına girecek olan incelemelerine, konusunda derin bir bilgiye sahip olarak başladı. On yılı aşkın bir süre, başta bezelye olmak üzere, çeşitli bitkiler üzerinde araştırmalar yaptı. Çalışmalarının sonuçları, meteoroloji alanında değerlendirildi ve kendisine büyük bir ün kazandırdı. Ancak, incelemelerinin botanik ve genetikte çığır açtığını; kendisini en büyük bilimbilim adamları arasına kattığını göremedi. Mendel, 30.000’e yakın bitki üzerinde ayrıntılı çalışmalar yapmıştı. Bu çalışmalarında çıkış noktası, saf soy bezelye türleri elde etmekti. Bu amaçla 1854-1856 yılları arasında bir dizi denemeler yaptı. Yapayyapay yollardan kendi içinde üretildiğinde her zamanzaman aynı özellikleri gösteren bezelye türlerini ayrıştırmayı başardı. Örneğin, kendi içinde her kuşağı yeşil ya da sarı taneli bezelye veren bitkiler elde etti. Bu saf soyları birbiriyle çaprazlama yöntemiyle çiftleştirerek melezleme çalışmalarına başladı ve saf soy bitkilerin özelliklerinin melez döllerde nasıl ve hangi oranda ortaya çıktığını izledi. Önce, tek basit özelliğin dölden döle nasıl aktarıldığını araştırdı. Bu amaçla, yetiştirdiği yaklaşık 14.000 bitkide uzunluk, cücelik gibi bitki boyu; yuvarlaklık, kırışıklık gibi tanenin biçimi; yeşil, sarı gibi renkrenk; çiçeklerde ve yaprak koltuklarında rengin varlığı ya da yokluğu; çiçeğin bitki gövdesindeki konumu ve tohumtohum kılıfının biçimi gibi yalnızca ikili olasılıkları inceledi. Örneğin, saf soy yeşil ve saf soy sarı bezelyeleri birbiriyle çaprazladığında, birinci melez dölde, ister dişiden ister erkekten gelsin, sarı rengin egemenegemen olduğunu; yeşil taneli bitkilere ilk dölde rastlanmadığını belirledi. Mendel, önemli bir adım olarak, bu kuşakta yeşil rengin yitirilişini ısrarla araştırdı. Bugün Fı denilen bu dölü, kendi içinde çaprazladığında oldukça düzenli bir olguyla karşılaştı. F2 denilen ikinci melez dölde, birinci dölde ortadan kalkan yeşil rengin yeniden görüldüğünü saptadı. Yeni kuşaktaki bitkilerde sarı yeşil oranı yaklaşık 3:1 değerinde beliriyordu (3 sarı, 1 yeşil). Sürdürdüğü araştırmalarda Mendel, Fı dölünde görülen özelliğin, bu kuşakta ortaya çıkmayan özelliğe, F2 kuşağında 3:1 oranında üstünlük sağladığını gözlemledi. Bu düzenli bulgulardan yola çıkarak kalıtıma ilişkin iki temel sonuca vardı: (1) İlk melez döldeki tüm bitkilerin aynı özelliği taşımasının nedeni, bu kuşaktaki bitkilerin, o özellik bakımından eşit ya da tekdüze oluşudur. (2) özyapıların (karakterlerin) ayrılığı yasası adıyla anılan ikinci temel bulguya göre, özellikler dölden döle, bütünlüklerini koruyan, ayrışıkayrışık özyapılar olarak aktarılıyor. Böylece Mendel, bir kuşaktan ötekine geçen özelliklerin, o güne dek yaygın olarak sanıldığı gibi, anne ve babaların özelliklerinin karışımı biçiminde ortaya çıktığını ileri süren bileşim kuramına köklü bir biçimde karşı çıkmış oldu. Mendel’in buluşu gibi, hep ya da hiç kuralına göre değil de ara değerlerle dölden döle iletilebilen özelliklerin, genelde birden fazla gen tarafından belirlendiği ise, daha sonra ortaya çıkarıldı. Mendel, iki melez döldeki farklılıkları, baskın özelliklerbaskın özellikler ve çekinik özelliklerçekinik özellikler arasındaki etkileşimlerle açıkladı. Örneğin, saf soy yeşil ve saf soy sarı bezelyelerin melezlerinde baskınbaskın olarak tanımladığı sarı renkrenk, yeşile baskınbaskın çıkıyor. Böylece bu özellik, erkek ya da dişi eşey organınca aktarılışından bağımsız olarak ilk melez döldeki tüm bezelye tanelerinin sarı olmasını sağlıyor. Bu kuşak, kendi içinde çaprazlandığında, iki taraftan da ya da yalnızca bir taraftan sarı renkrenk özelliğini alanalan tüm bitkiler sarı oluyor. Buna karşılık, ancak, iki taraftan da çekinikçekinik özelliği alanalan bitki (deneydeki her dört bitkiden biri) bu çekinikçekinik özelliği göstererek yeşil tane verebiliyor. Mendel bu evrede, birden çok özelliğin çaprazlanmasına yöneldi; iki ayrı baskınbaskın özelliği taşıyan bitkiler ile iki çekinikçekinik özelliği taşıyanların melezlenmesinden ortaya çıkan sonuçları inceledi. Örneğin, sarı ve yuvarlak tane gibi iki baskınbaskın özelliği olan bitkiler ile yeşil ve karışık tane gibi iki çekinikçekinik özelliği taşıyan bitkileri çaprazlayarak, melezlerin özelliklerini ve oranlarını araştırdı. Sonuçta, ilk melez döldeki (F1’deki) tüm bitkilerin, daha önceki gibi baskınbaskın özellikleri taşıdığını gördü. Çekinikçekinik özelliklerin yine ortaya çıkmadığı bu dölde elde edilen yuvarlak ve sarı taneli bitkileri birbiriyle çaprazladığında, ikinci melez kuşakta değişkenlikler, bu kez iki özelliğin de birbirinden bağımsız olarak aktarıldığını gösterecek biçimde ortaya çıktı. Örneğin Mendel, çok sayıda bitkiyle yaptığı incelemeinceleme sonucu, iki özelliğin birbirinden bağımsız olarak aktarılmaları durumunda, beklenildiği gibi, ikinci melez kuşakta 9 sarı-yuvarlak; 3 sarı-karışık; 3 yeşil-yuvarlak ve 1 yeşil-karışık taneli bitki oranı elde etti. Mendel’in iki ayrı özelliğin çaprazlanmasını bu biçimde incelediği başka durumlarda da yaklaşık 9:3:3:1 oranını elde etmesi; bu arada daha çok sayıda ikili özelliği içeren bitkiler üstüne yaptığı araştırmalarda bu özelliklerin melezleme nedeniyle etkileşmeden birbirinden bağımsız olarak kuşaktan kuşağa aktarıldığını saptaması, yeni bir Adım daha atmasını sağladı. Onun bu bulgusu, özyapıların bağımsız ayrılığı yasasıözyapıların bağımsız ayrılığı yasası adıyla genelleştirildi. Mendel, araştırmalarının sonuçlarını ve geliştirdiği kuramı, 1865 yılı Şubat ve Martında Brünn Doğa Bilimleridoğa bilimleri Derneği’nin iki aylık toplantısında özetledi. Anne babalarda birer çift olarak yer alanalan öğelerin, dişi ve erkek eşey organında (yumurtayumurta ve çiçek tozunda) teke indiğini; döllenmedöllenme sonucu bu ikisinin birleşimiyle yeniden bir çift oluşturduğunu düşündü. Böylece her dölde bitkinin belirli bir özelliği, anne babasından aldığı öğelerin niteliğine bağlı olarak belirleniyordu. Mendel’in buluşunu açıklayan Bitki Melezleri Üstüne Denemeler adlı makalesine de toplantıdaki açıklamalarına olduğu gibi, herhangi bir tepkitepki gelmedi. Mendel, araştırmalarını benzer amaçla mısır, fasulye ve gecesefası başta olmak üzere birçok bitki üzerinde de yürüttü ve kalıtımbilimde, biyolojide bir devrimdevrim gerçekleştirdi. 1900’lere dek, bilimbilim insanlarının dikkatinden kaçan bu gerçekler, ancak 1900’lerde bu konudaki araştırmalarla başka bilimbilim insanlarınca ortaya konulduğunda, bunları çok önceden Mendel’in belirlediği anlaşıldı. Mendelci yaklaşımyaklaşım, insanı da kapsamak üzere, bütün canlılar üzerindeki kalıtımkalıtım araştırmalarının çıkış noktası oldu. Mendelcilik, Darwin’in evrimevrim kuramında yer alanalan doğaldoğal ayıklanma ile seçilen değişkenliklere de somutSomut bir mekanizmamekanizma kazandırdı. 1920’lerde Çetverikov’un; 1930’larda da R. A. Fisher, S.Wright ve J. B. S. Haldane’in katkılarıyla Darwincilikle Mendelciliğin bireşimi gerçekleştirildi. Başta T. H. Morgan olmak üzere, 20. yüzyıl bilimbilim insanlarının kromozomKromozom kuramının ışığında yaptıkları araştırmalar sonucu, Mendelin bulgularının biyokimyasal ve yapısal temeli belirlendi. Crick ve Watson’un DNADNA’nın yapısını çözmeleriyle moleküler genetikte başlayan yeni dönemdönem, Mendel yasalarının temelinde yer alanalan biyokimyasal mekanizmayı ortaya çıkardı. Bu da yasaların genler düzeyinde geçerli olduğunu gösterdi. Ele aldığı yedi özelliğin, bezelyede yedi ayrı kromozomda bulunması, Mendel’in incelemelerini kolaylaştırmış; buna karşılık, ikinci yasasında belirttiği özelliklerin ayrı ayrı iletildiklerine ilişkin olguyu ise aşırıaşırı biçimde genellemesine yol açmıştı. Morgan’ın da eleştirdiği bu yasanın, ancak, ayrı kromozomlardaki özellikler Özellikler (genler) için geçerli olduğu, daha sonra anlaşıldı; aynı kromozomlardaki genlerin birbiriyle ilintili oldukları ölçüde birlikte aktarılma olasılıklarının arttığı, Morgan ve başka birçok araştırmacının incelemeleriyle ortaya konuldu. Kromozomlara ilişkin hiçbir şey bilmemesine karşın, bu konuda iki ayrıntı dışında en temel olguları gün ışığına çıkarıp sağlam istatistiksel yöntemlerle yorumlamayı başaran Mendel’in çalışması, bilimbilim tarihinin en anlamlı başarılarından biri olarak nitelendiriliyor.

Yorumlar


Henüz yorum yapılmadı. İlk sen ol