MONTESSORİ, Maria


Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü
(1870-1952) İtalyan eğitimcieğitimci ve psikiyatristPsikiyatrist; kendi adıyla anılan çocukçocuk eğitimi yönteminin kurucusu. Montessori, Ancona yakınında Chiravalle’da doğdu; Hollanda’da Noordwijkaan Zee’de öldü. Gelenekselgeleneksel anlayışta bir subay olan babasının karşı çıkmasına karşın, annesinin yüreklendirmesi ve desteği ile eğitimini sürdürdü. 14 yaşında bir teknikteknik eğitimeğitim enstitüsüne girdiyse de sonra biyolojiye ilgiilgi duyması üzerine, tıptıp eğitimine yöneldi. O yıllarda kadınların üniversitelere girmesi, büyük bir kararlılıkkararlılık ve cesaret istiyordu. 1894’te İtalyaða tıptıp doktoru unvanını kazanan ilk kadın olarak, yaşamı süresince uluslararası kadın haklarıkadın hakları kongrelerinde etkinliklerini sürdürdü. Asistanlığa başladığı Roma Üniversitesi PsikiyatriPsikiyatri Kliniğinde ilk kez, geri zekâlı çocuklarla sürekli ilişki kurmakurma olanağını buldu. Engelliengelli çocuklara uygulanacak tıpsal tedavinin yanı sıra, onlara eğitsel çalışmalar yaptırılmasının gerekliliğine inanıyordu. 1898’de, iyileştirilmeleri olanaksız geri zekâlı çocukların bulunduğu Devletdevlet Ortofreni Okulu’na yönetici olarak atandı. Çocukları eğitmek amacıyla onlarla zevkle doğrudan kendisi ilgilendi. Çocuklara uygulanan yöntemleri geliştirdi ve yine zevkle öğretmenleri eğitmeyi sürdürdü. 1901’de araştırmalarını yapmak amacıyla okuldan ayrıldı. Bir yandan bir kız okulunda sağlıkbilim dersleri verdi, bir yandan da Roma Üniversitesi Eğitimeğitim Fakültesi’nde araştırmalar yaptı. 1904’te aynı üniversitede profesör oldu.1906’da İtalyan Hükümeti Montessori’yi yoksul semtlerden biri olan San Lorenzo’nun kalkındırılması tasarımı içinde, 3-6 yaşlar arasındaki çocukların eğitilmesiyle görevlendirdi. Montessori, daha önce geliştirdiği yöntemi, kültürel bakımdan geri kalmış olan bu çocuklara uyguladı. Bu yoksul yörede, 30 bin kişi barınıyordu. Yöre halkı, işçiler, dilenciler ve hapisten yeni çıkmış işsiz güçsüzlerden oluşuyordu. Montessori bu yörede 1907’de ilk Çocukların Evi’nin yönetimini üstlendi. Öğrencileri, ürkek, beceriksiz, aptal görünüşlü 60 çocukçocuk oluşturuyordu. Bunlar, yürümeyi bile beceremiyor; her şeyden korkuyor, ağlıyor; verileni almaktan çekiniyordu. Ailelerinin ya işe gitmesi ya da aramakta olması nedeniyle bunlar, aileaile içinde hiç eğitilmemişlerdi. Bu özellikleri, onların, yeni yöntemleri kolaylıkla benimsemelerini sağladı. Çocukların Evi, bir tür psikolojipsikoloji laboratuvarı olarak görev yaptı. Burada “özgür toplumsal yaşamyaşamözgür toplumsal yaşamyaşam”, “kendiliğinden disiplindisiplin”, “zorlanmadan okumaOkuma yazma” gibi, bütün dünyanın ilgisini çeken önemli deneyler gerçekleştirildi. Bir Çocukların Evi de Milano’da 1908’de Musevi toplumcular’ın emekçi halka hizmet amacıyla kurduğu örnek işlik, konut ve sosyal tesislerin yer aldığı Umanitaria’da açıldı. Buradaki eğitimeğitim için öngörülen bilimselbilimsel malzemenin sağlanması, Montessori’nin çalışmalarına büyük destek oldu ve yeni Montessori okullarının açılmasını sağladı. Montessori, 1922’de, tüm İyalyan okullarını denetlemekle görevlendirildi. Ancak, faşit yönetimin başa geçmesi nedeniyle 1934’te İtalya’yı terk etmek zorunda bırakıldı. Bir süre İspanya ve Seylan’da (bugünkü Siri Lanka’da) kaldıktan sonra Hollanda’ya yerleşti. 40 yıl boyunca Avrupa’yı, Hindistan’ı ve ABD’yi içine alanalan gezilerinde konferanslar verdi, yazdı, öğretmenler için eğitici seminerler düzenledi ve yeni Montessori okullarının açılmasına yardımcı oldu. Yapıtları, en az 20 dile çevrildi. Montessori’nin okulöncesi ve ilköğretimilköğretim öğrencileri için geliştirdiği yöntemyöntem; davranışlarda sorumluluğu ihmal etmeyen özgürlüközgürlük; duyular yoluyla algılamanın geliştirilmesi; oyunoyun ve bedenbeden hareketleriyle bedenselBedensel uyumun sağlanması ilkelerine uygun bir eğitimeğitim uygulamasının yaşama geçirilmesini istiyordu. Çocuğa tanınan bedenselBedensel özgürlüközgürlük, onun girişkenliğini ve algılamaalgılama gücünü geliştiriyordu. Çocukların kendi kendilerine kullanabildikleri oyunoyun malzemesi; okumaOkuma, yazma ve hesaplamada, kısa bir sürede başarılı olmayı sağlıyordu. Montessoi yöntemi, davranışçılıkdavranışçılık ve FreudculukFreudculuk gibi 20. yüzyılın önde gelen akımlarından değil; Rousseau, Fröbel ve Pestalozzi’nin çalışmalarından etkilendi. Deneysel psikolojipsikolojideneysel psikolojipsikoloji yöntemlerinde, Itard’ın gözlemgözlem ağırlıklı çalışmalarından ve E. Seguin’in geri zekâlı çocuklarla ilgili deneylerinden çokça yararlandı. Avrupa’da yaptığı araştırmalar sonucunda, orada uygulanan eğitimeğitim yöntemlerinin, öğrencileri sürekli olarak sınıflarda oturmak zorunda bıraktığını; bunun da çocukların yeteneklerini geliştirmediği gibi, onları edilginliğe iterek zekâlarını körelttiğini gözlemledi. İlk kitabı olan Montessori YöntemiMontessori yöntemi’nde, 3-6 yaşlar arasındaki çocuklar üzerinde yaptığı denemelerin sonuçlarını açıkladı. Çok basit gibi görünen araç gereçlerin, çocukların yoğun ilgisini çektiğini gördü. Örneğin, sayıları artırılarak dizilen boncuk sıralarının matematikte sayıların kavranmasını kolaylaştırdığını; çeşitli boylardaki tahta tabletlerin yan yana dizilmesinin, gözü soldan sağa okumaya alıştırdığını belirledi. Küçükten büyüğe doğru sıralanan tahta silindirlerin yuvalarına yerleştirilmesi, küçük kas gelişimini etkiliyordu; 3-6 yaş çocukları, bu tür malzeme ile, çevreden etkilenmeden 15-60 dakika kadar ilgileniyorlardı. Bunun ardından yaptırılan zorunlu ödevin yorgunluğunu da duymuyorlardı. Disipline uymayan çocuklar bile isteklerine bağlı olarak yaptıkları bu tür işlerden sonra, kümeküme içinde daha uyumlu oluyorlardı. Montessori yönteminde odaların temizlik ve düzeni, sofranın kurulması ve toplanması gibi ev işleri, birlikte gerçekleştiriliyordu. Kendi kendini eğitme ve yönlendirmeyönlendirmekendi kendini eğitme ve yönlendirmeyönlendirme, girişkenliği artırmagirişkenliği artırma, bu yöntemin temel taşlarıydı. Uygulayıcı (öğretmenöğretmen), saymak için boncukları, geometrik şekillerden oluşan boz-yap’ları, büyüklük sırasına göre dizilmiş tahta küpleri, silindirleri, ölçü kaplarını çocuklara gösterip ne yapılacağını açıkladıktan sonra, oynamaları için onları kendi başlarına bırakıp geri çekiliyor ve edilginedilgin bir gözlemcilik yapıyordu. Yalnızca, yapılmaması gereken davranışlarda onları uyarıyordu. Çocukların, kendi deneyleri ile önlerindeki engelleri aşmaları bekleniyordu. Başarmanın sevincini ancak o zamanzaman tadıyorlardı. Montessori’ye göre, çocuğun belli yaşlarında görülen duyarlıkduyarlık dönemlerindeki zihinsel yetiyetizihinsel yetiyeti, bilginin özümsenmesinde çok elverişli bir olanak yaratıyordu. Çocukların öğrenmeye en açık olduğu zamanlar, bu dönemlerdi. Çocuklar, bu duyarlıkduyarlık dönemlerinde yaratıcı anlaryaratıcı anlar yaşıyorlardı. Bu nedenle sözsöz konusu dönemlerin çok iyi değerlendirilmesi; yapayyapay, sağlığa aykırı sınıflarda çocuğun zamanının boşa harcanmaması gerekiyordu. Çocukçocuk için en doğaldoğal ödül, bir işin başarılmasıdır; bunun dışında bir ödüle gerek yoktur. Gelenekselgeleneksel okullarda verilen ödüller ve cezalar, çocukların doğaldoğal davranışlarını, sağlıklı gelişimlerini kısıtlayıcıkısıtlayıcı özellikler taşıyor. Gelenekselgeleneksel okulun ödül ve cezaları, çocuğun dikkatini, sorunun özünü oluşturan öğrenmekten uzaklaştırıyor. Öğrenciöğrenci çabaları için en büyük ödülen büyük ödül ise zihinlerde bir kıvılcım oluşturabilmek, bir uyarının, yerine vardığını görebilmektir. Çocuklardan daha güçlü olması nedeniyle çoğu kez onlara boyun eğdiren öğretmenöğretmen, böyle yapacağına, çocuklara ışık tutan sevecen bir yol göstericiçocuklara ışık tutan sevecen bir yol gösterici olduğunda, çocuğun sevgisini ve güvenini çok daha kolay kazanıyor. Montessori, sağlıklı disiplindisiplinsağlıklı disiplindisiplin konusuna da eğilmiş ve canlı, etkin bir disiplindisiplin olan iç disiplinin, özgür bir öğrenmeöğrenme ortamında geliştiğini belirlemiştir. Baskıların kalkması durumunda, yıldızları yönlendiren doğadoğa yasalarının, insanları da yönlendireceğini ileri sürmüştür. Dilsizler gibi yapayyapay bir sessizlik içinde, hareketsiz durmanın disiplinle bir ilgisinin olmadığını ve bu tutumun, kişinin varlığını hiçe indirgemekte olduğunu vurgulamıştır. Ona göre, kişi, ancak kendi kendinin efendisi olarak, yaşamı boyunca kendini kendi kararıyla denetimdenetim altında tutabilmeyi başardığı ölçüde disiplinli olur. Montessori’nin eğitimeğitim anlayışında, toplumsal sınıfsınıftoplumsal sınıfsınıf ya da katmanları, ulusal ayrılıkları düşünmeden, her çocuğa yararlı olmakher çocuğa yararlı olmak, temel ilkedir. Onun amacı, gelenekselgeleneksel okullarda uygulanan eğitimin yerine, çocuklar için yepyeni kapılar açmaktı. Bu eğitimde çocuğun bedenselBedensel gelişimine de önem veriliyor; bedenselBedensel ölçüleri kaydediliyordu. Anne babasından, sağlığına ilişkin bilgibilgi alınıyordu. Sınıflarda her çocukçocuk için bir sandalye ve küçük bir masa bulunuyordu. El, yüz yıkayacakları yerler, çocuklara göre ayarlanıyordu. Bu yöntemle çocuklar, 6 yaşına gelmeden, okumaOkuma yazma ve sayı saymayı öğreniyorlardı. Montessori’nin sonradanSonradan geliştirdiği yötemlerle 6 yaşın üstündeki çocukların da yaşıtlarından daha önce dilbilgisi, geometri, aritmetik işlemleri, kesirler, biyolojibiyoloji, müzik, tarih, coğrafya, fen konularını kişisel çabalarıyla öğrenmeyi başardıkları görülmüştür. Başlıca yapıtları: Il metodo della pedagogia scientifica (1909) (Çocukçocuk Eğitimi-Montessori Metodu), L’Auto educazione nelle sucude elementari (1912) (İlkokullarda özöz eğitimeğitim), Çocuklar Evi, Il segreto del’ infanzia (1936) (Çocukluğun Gizi), Il bambino il famiglia (1936) (Ailede Çocukçocuk), Educationeducation for a niw World (1946) (Yeni Bir Dünya Kurmak İçin Eğitimeğitim), To Educate the Human Potential (948) (İnsan Gizilgücünün Eğitimi), The Absorbent Mint (949), (Özümleyen Zihinzihin).

Yorumlar


Henüz yorum yapılmadı. İlk sen ol